Blog'a Dön
Yasal Süreç

Kaliforniya'nın Zorunlu Güçlendirme Yasaları: Türkiye Benzer Modele Geçmeli mi?

Dr. Müh. Barış DARYAL10 Temmuz 202613 dk okuma

Bu Yazıdan Öğrenecekleriniz

  • Zorunlu güçlendirme dört halkalı bir zincirdir: envanter, tebligat, süre, yaptırım. Kaliforniya dördünü de kurdu; Türkiye'de zincir ilk halkada, "malik başvurursa" kaydında kopuyor.
  • Kaliforniya'da en etkili yaptırım para cezası değil, ekonomik baskı: uygunsuz binalarda sigorta poliçesi iptal ediliyor, primler artıyor, bina satışta değer kaybediyor.
  • Zorunluluk ölçülebilir sonuç veriyor. San Francisco 2013 programında yüzde 90'ı aşan uygunluğa ulaştı; 1994 Northridge depreminde güçlendirilmiş donatısız kâgir binalarda can kaybı yaşanmadı.
  • Türkiye'nin teşvik mimarisi güçlendirmeyi değil yıkımı ödüllendiriyor: faiz destekli güçlendirme kredisinin üst limiti 240.000 TL iken, yıkıp yeniden yapmaya 875.000 TL hibe artı 875.000 TL kredi veriliyor.
  • Zorunlu takvim, binayı boşaltmadan haftalar içinde biten yöntemleri zorunlu kılar; TSE belgeli karbon fiber güçlendirme sistemleri için Gama Metalurji ürünler sayfasını inceleyebilirsiniz.
Kaliforniya ve Türkiye'de zorunlu güçlendirme karşılaştırması — çelik çerçeve ve CFRP sargılı beton podyum ile zemin katı dükkânlı betonarme apartman
İki ülke, iki zorunluluk mimarisi: Kaliforniya'da çelik çerçeve ve CFRP sargı, Türkiye'de zemin katı dükkâna açılmış betonarme apartman

Türkiye'de deprem konuşulan her ay aynı cümle dolaşıma giriyor: "Kaliforniya güçlendirmeyi zorunlu tutuyor, biz neden tutmuyoruz?" Cümle doğru ama eksik. Kaliforniya'da zorunluluk tek bir yasak veya ceza değil; envanterden yaptırıma uzanan, kırk yılda kurulmuş bir zincir. Zincirin nasıl işlediğini bilmeden "biz de zorunlu yapalım" demek, motoru olmayan arabayı ittirmeye benziyor.

Serinin ilk yazısında ABD'nin bina tipi bazlı güçlendirme taksonomisini, ikincisinde İtalya ve Japonya'nın teşvik modellerini ele aldık. Bu yazıda mesele ne taksonomi ne teşvik: zorunluluğun kendisi. Nasıl uygulanıyor, gerçekten sonuç veriyor mu ve Türkiye'nin bina stokunda uygulanabilir mi?

Zorunluluğu Kuran Dört Halka

Zorunlu güçlendirme, kamu otoritesinin riskli bina tiplerini envanterleyip mal sahibine tebligat gönderdiği, yasal süre tanıdığı ve süre sonunda yaptırım uyguladığı düzenleme modelidir. Dört halkası vardır: envanter, tebligat, süre, yaptırım. Halkalardan biri koparsa zincir yük taşımaz — Türkiye ile Kaliforniya arasındaki asıl fark da tam burada yatıyor.

Halkaları tek tek açalım. Envanter, hangi binaların riskli olduğunu devletin kendi kaynaklarıyla belirlemesidir; mal sahibinin bilgisine veya iyi niyetine bırakılmaz. Tebligat, envanterdeki binaya resmî bildirim gitmesidir — o andan itibaren mal sahibinin "haberim yoktu" deme hakkı kalkar. Süre, mühendislik, ruhsat ve finansman için tanınan gerçekçi takvimdir; Kaliforniya'da 4 ila 25 yıl arasında değişiyor. Yaptırım ise sürenin sonunda devreye giren maliyettir.

Hangi bina tiplerinin bu envanterlere girdiğini ve her tipin ayrı güçlendirme reçetesini ABD modeli yazımızda tip tip anlatmıştık. Burada mekanizmanın kendisine bakıyoruz.

Kaliforniya'nın Zorunluluğu 40 Yılda Nasıl Sertleşti?

Kaliforniya'da zorunluluk tek bir yasayla gelmedi. Her büyük depremden sonra kapsam bir bina tipi daha genişledi ve mekanizma biraz daha sertleşti.

Los Angeles, 1971 San Fernando depreminin ardından tartışılan donatısız kâgir bina sorununu 1981'de Division 88 yönetmeliğiyle zorunlu programa bağladı — ABD'nin ilk büyük ölçekli zorunlu güçlendirme programı buydu. Beş yıl sonra eyalet meclisi devreye girdi: 1986 tarihli SB 547 sayılı yasa, en yüksek deprem tehlikesi bölgesindeki tüm belediyelere kâgir bina envanteri çıkarma ve risk azaltma programı kurma yükümlülüğü getirdi. Envanter halkası böylece yasal zorunluluk oldu.

Sonra 17 Ocak 1994 geldi. M6,7 büyüklüğündeki Northridge depremi Los Angeles kayıtlarına göre 57 can aldı; bunların 16'sı, zemin katı otopark olarak tasarlanmış Northridge Meadows apartmanının yumuşak katı — yani üst katlara göre çok daha esnek, deprem ötelenmesini tek başına yüklenen zemin katı — çökerken tek binada hayatını kaybetti. Aynı depremde 1981 programı kapsamında güçlendirilmiş kâgir binalarda can kaybı rapor edilmedi. İki bina grubu arasındaki bu fark, sonraki yirmi yılın politika gündemini yazdı.

DüzenlemeYılKapsamTanınan süre
Los Angeles Division 881981Donatısız kâgir (URM) binalarKademeli
Eyalet yasası SB 5471986Tüm belediyelere URM envanteri zorunluluğuBelediyeye bırakıldı
San Francisco Soft Story2013~5.000 yumuşak katlı bina4–7 yıl
Los Angeles Ordinance 1838932015~13.500 yumuşak katlı bina + ayrı bir sünek olmayan betonarme listesi7 yıl / 25 yıl
West Hollywood SWOF2018738 yumuşak katlı bina5 yıl
Oakland Ordinance 135162019Çok birimli konutlarRisk kademesine göre

Tablodaki asıl mesaj süre sütununda: hiçbir program "hemen güçlendir" demiyor. Los Angeles'ın 2015 tarihli 183893 sayılı yönetmeliği iki ayrı liste tutuyor. Yaklaşık 13.500 yumuşak katlı ahşap binaya tebligattan itibaren 7 yıl tanınıyor; 1977 öncesi sünek olmayan betonarme (non-ductile) binalar ise çok daha küçük ama çok daha ağır bir liste olarak 25 yıla varan takvime bağlanıyor. Zorunluluğun sertliği takvimin uzunluğunda değil, sonunda ne olduğunda saklı.

Kaliforniya zorunlu deprem güçlendirme mevzuatı zaman çizelgesi: 1981 kâgir, 1986 envanter yasası, 1994 Northridge, 2013 San Francisco, 2015 Los Angeles
Kaliforniya'da zorunluluk her depremden sonra bir bina tipi daha kapsadı: 1981 kâgir, 1986 envanter yasası, 1994 Northridge, 2013 San Francisco, 2015 Los Angeles

Bir de şu var: zorunluluk geri de alınabiliyor. San Jose Şehir Konseyi, kendi yumuşak kat yönetmeliğinin yürürlüğünü 2025'te bir yıl erteledi — gerekçe, küçük mal sahiplerine söz verilen federal desteğin belirsizleşmesiydi. Finansman halkası zayıflayınca yaptırım halkası da tutmuyor.

Yaptırım Gerçekte Nasıl İşliyor?

Süre dolduğunda ne oluyor? Kısa cevap: mal sahibi önce idari, sonra ekonomik bir duvara çarpıyor.

İdari tarafta yapı kullanımına kısıtlama gelebiliyor, para cezaları işliyor ve bina resmî kayıtlara "uygunsuz" olarak geçiyor. Ama sahada asıl işi yapan şey bu değil. Uygunsuz binalarda sigorta şirketleri poliçe yenilemiyor, primleri yukarı çekiyor ya da teminatı doğrudan reddediyor; bina el değiştirirken alıcı bu yükü fiyattan düşüyor. Mal sahibi için güçlendirme, bir noktadan sonra cezadan kaçınma değil varlığını koruma meselesi hâline geliyor.

Türkiye'de zorunluluk tartışması neredeyse tamamen ceza ve tahliye üzerinden yürüyor. Kaliforniya deneyimi başka bir şey söylüyor: en etkili yaptırım devletin değil piyasanın uyguladığıdır. Sigorta, kredi ve tapu kayıtları üzerinden kurulan ekonomik baskı, tahliye tehdidinden hem daha uygulanabilir hem sosyal olarak daha az patlayıcıdır.

Binanız için güçlendirme mi dönüşüm mü sorusunu netleştirmek isterseniz teknik ekibimizle konuşalım.

Ücretsiz Danışmanlık

Zorunluluğun Bedelini Kim Öder?

Model en çok burada eleştiriliyor ve haklı olarak.

Çok birimli bir binada yumuşak kat güçlendirmesi, yayımlanan sektör analizlerine göre çoğunlukla 60–200 bin dolar bandında; maliyetin yüzde 70'inden fazlası işçilikten geliyor. Kaliforniya bu yükü üç araçla dağıtıyor. Müstakil evlerde Earthquake Brace + Bolt programı 3.000 dolara kadar hibe veriyor; uygun yumuşak katlı konutlarda hibe 13.000 dolara çıkıyor; 2022 eyalet bütçesi çok aileli binaların güçlendirmesi için 250 milyon dolarlık ayrı bir fon kurdu.

Üçüncü araç en tartışmalısı. Los Angeles, kira kontrollü binalarda güçlendirme maliyetinin yarısının kiracıya yansıtılmasına izin veriyor — ayda en fazla 38 dolar, en çok 120 ay boyunca. Kiracı örgütleri bunu kabul etmiyor: Los Angeles'ta kiracılar gelirlerinin ortalama yüzde 47'sini konuta harcarken, can güvenliğinin faturasının yarısını kiracıya kesmenin adaletsiz olduğunu savunuyorlar. Tartışma bugün de sürüyor.

Türkiye'nin tablosu ise tam ters yönde eğik duruyor. 6306 sayılı Kanun kapsamında faiz destekli bir güçlendirme kredisi var; Bakanlığın güncel kılavuzunda üst limiti 240.000 TL (2023 destek paketinde 320.000 TL'ye çıkarılmıştı, limitler güncellenebiliyor). Aynı binayı yıkıp yeniden yaparsanız "Yarısı Bizden" kampanyası 875.000 TL hibe, 875.000 TL kredi ve 125.000 TL taşınma desteği sunuyor. Yani devlet, güçlendirmeyi seçen malike bir, yıkımı seçene yedi katına yakın kaynak veriyor. Teşviklerin ülke ülke nasıl kurgulandığını teşvik karşılaştırmamızda ayrıntısıyla ele aldık.

Zorunluluk, finansman ayağı kurulmadan yürümüyor. Kaliforniya'nın 45 yıllık deneyiminden çıkan en net ders bu.

Zorunluluk İşe Yarıyor mu?

Yarıyor — hem can kaybı hem uygunluk istatistiği tarafında ölçülebilir biçimde.

Uygunluk tarafında San Francisco, 2013 tarihli yumuşak kat programında yüzde 90'ı aşan tamamlanma oranına ulaştı; binlerce bina yasal süre içinde güçlendirildi. Can kaybı tarafındaki kanıt Northridge'den geliyor: güçlendirilmiş kâgir binalarda ölüm yok, güçlendirilmemiş yumuşak katlı tek binada 16 ölüm. Ekonomik tarafta ABD Ulusal Yapı Bilimleri Enstitüsü'nün (NIBS) "Mitigation Saves" çalışması, afet öncesi sağlamlaştırmada ortalama 1'e 6 olan fayda-maliyet oranının yumuşak kat güçlendirmesinde 1'e 12'ye kadar çıktığını hesaplıyor.

Rakamların yanına bir mühendislik notu düşmek istiyorum. FEMA'nın yumuşak kat güçlendirme kılavuzu P-807 hedefi dürüstçe tanımlar: güçlendirme binayı hasarsız yapmaz, göçme olasılığını kabul edilebilir eşiğin altına çeker. Kaliforniya programlarının kamuoyu nezdindeki güvenilirliği biraz da bu dürüstlükten geliyor. Kimse mal sahibine deprem sigortası satmıyor, can güvenliği hedefi satıyor. Aynı dürüstlük bizim sektörümüz için de geçerli olmalı: güçlendirilmiş bina "yıkılmaz bina" değildir.

Türkiye'de Zorunluluk Nerede Başlıyor, Nerede Bitiyor?

Türkiye'de sistemin kalbi 6306 sayılı Kanun ve işleyişi Kaliforniya'nın tam tersi. Süreç devletin tebligatıyla değil, malikin başvurusuyla başlıyor: riskli yapı tespitini lisanslı kuruluşa yaptırmak gönüllü. Tespit yapılıp rapor kesinleştiğinde ise güçlendirme veya yıkım zorunlu hâle geliyor. Bakanlığın resen tespit yetkisi var, ama bu yetki bugüne kadar istisna olarak kullanıldı.

Zincir, ilk halkada kopuyor. Envanter yok denecek kadar sınırlı olduğu için tebligat da yok; tebligat olmayınca süre işlemiyor; süre işlemeyince yaptırımın konusu doğmuyor. Kesinleşmiş raporu olan bina için kâğıt üzerinde sert bir zorunluluk var, ama stokun büyük kısmı hiç kâğıda girmiyor.

6306 sayılı Kanun kapsamında riskli yapı tespitinden güçlendirmeye süreç akışı
Türkiye'de zincir malikin başvurusuyla başlıyor: tespit gönüllü, tespit kesinleşince güçlendirme veya yıkım zorunlu

Ölçek meselesi burada devreye giriyor. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı verilerine göre ülkedeki yaklaşık 19 milyon konutun 14 milyonu 2000 öncesi yapım ve Bakanlık dokümanları stokun yüzde 40'a yakınının — 6-7 milyon bağımsız birim — dönüşüm veya güçlendirme ihtiyacında olduğunu tahmin ediyor. İstanbul özelinde tablo daha sıkışık: 1,5 milyon riskli konut tahmini, önümüzdeki 30 yıl içinde yüzde 65 olasılıkla beklenen M≥7 Marmara depremi ve İBB-Kandilli senaryosunda 48 bin ağır hasarlı bina öngörüsü.

Sahadan not: 2022 sonunda İstanbul Bahçelievler'de 1988 yapımı, 6 katlı bir binada keşif yaptık. Karotlar C10 civarı çıkmıştı, riskli yapı raporu kesinleşmişti, bina teknik olarak güçlendirilebilir durumdaydı. Sonra süreç bizim payımıza düşmeyen yerde kilitlendi: o dönem karar için aranan üçte iki arsa payı çoğunluğu bir türlü toplanamadı, iki malik yıkım ve yeni daire beklentisiyle imza vermedi. Bina 14 ay boş bekledi; aynı projeye 2024 başında döndüğümüzde malzeme ve işçilik maliyeti neredeyse iki katına çıkmıştı. Zorunlu takvimi olan hiçbir programda bir bina 14 ay "karar bekleyerek" boşta durmaz.

Yasa koyucu tıkanıklığı gördü: 2023'te 7471 sayılı kanunla 6306 kapsamındaki karar çoğunluğu hisse bazında salt çoğunluğa indirildi. Doğru yönde bir adım. Ne var ki karar kolaylaşsa bile süreci başlatma iradesi hâlâ maliklerde ve teşvik yapısı, gördüğümüz gibi, o iradeyi güçlendirmeye değil yıkıma yönlendiriyor. Riskli yapı tespitinden sonraki adımların tamamını yasal süreç rehberimizde anlattık.

Zorunluluğun En Sert Hali: Yeni Zelanda

Kaliforniya tek örnek değil ve en sert örnek de o değil. Yeni Zelanda, 2016 tarihli yasa değişikliğiyle ülke genelinde bir envanter kurdu: deprem riski taşıdığı belirlenen yaklaşık 15–25 bin bina için bölgesel risk sınıfına göre 7,5 ile 35 yıl arasında zorunlu güçlendirme süreleri tanımlandı. Envanter ulusal, tebligat merkezî, süre yasada yazılı.

Bize uymayan yanı da tam olarak bu: bir ülkenin tüm riskli stoku 25 bin binaysa merkezî envanter mümkündür. Türkiye'de aynı iş, milyonlarca bağımsız birim demek.

Türkiye Benzer Modele Geçmeli mi?

Bizim cevabımız: evet, ama Kaliforniya'nın kopyası olarak değil — kademeli ve önceliklendirilmiş bir uyarlama olarak.

Birebir kopyanın önünde üç gerçek engel duruyor. Ölçek engeli en büyüğü: Los Angeles on üç bin küsur binayı on yılda ancak bitiriyor, Türkiye'nin risk havuzu ise milyonlarca birim; bu stokun tamamına aynı anda süre vermek ne mühendislik kapasitesiyle ne yapı denetim sistemiyle ne malzeme arzıyla karşılanabilir. İkincisi finansman: güçlendirme kredisi bu seviyede kalırken zorunluluk getirmek, faturayı doğrudan malike kesmek anlamına gelir. Üçüncüsü hukuki: mülkiyet hakkına zorunlu müdahale Anayasa'nın ölçülülük ilkesiyle sınanır, azınlık maliklerin itiraz yolları 2023 değişikliklerinden sonra bile açıktır. Buna karşılık masanın öbür tarafında tek ve basit bir karşı argüman duruyor.

Deprem beklemiyor.

Kademeli model tam bu gerilimi yönetmek için var. Kaliforniya deneyiminden Türkiye'ye uyarlanabilecek dört adım şöyle sıralanabilir. Birincisi, İstanbul'da başlayan hızlı taramanın yasal envantere dönüştürülmesi ve en riskli tipolojinin dar tanımlanması — tıpkı Los Angeles'ın on binlerce bina yerine yalnız yumuşak katlıları seçmesi gibi (örneğin zemin katı ticari, 1999 öncesi, beş ve üzeri katlı betonarme). İkincisi, yalnız bu dar gruba tebligat ve gerçekçi süre: değerlendirme için iki-üç yıl, güçlendirme için beş-yedi yıl. Üçüncüsü, sürenin güçlendirmeye yönelmiş bir hibe-kredi paketiyle eşleştirilmesi ve yaptırımın tahliye tehdidi yerine sigorta, tapu şerhi ve el değiştirmede bildirim gibi ekonomik araçlarla kurulması. Dördüncüsü, grup tamamlandıkça kapsamın bir sonraki risk kademesine genişletilmesi.

Bir konuya özellikle dikkat çekmek istiyorum. Zorunluluk tartışması Türkiye'de sürekli "yıkım mı güçlendirme mi" ikilemine sıkışıyor. Kaliforniya'nın verdiği ders başka: oradaki programların tamamı güçlendirme programı. Kimse on binlerce binayı yıkıp yeniden yapmayı denemedi, mevcut stoku bina kullanılırken güvenli eşiğe çekmeyi seçtiler. Türkiye'de de milyonlarca birimi dönüştürmek kuşaklar sürer; güçlendirilebilir durumdaki binalar için güçlendirme, tek gerçekçi ara çözüm.

Zorunlu Takvim Sektörden Ne İster?

Zorunlu takvim demek, aynı anda binlerce şantiye demek. Kaliforniya'da tek bir binanın imalatı 2-4 ayda bitiyor ve maliyetin ağırlığı işçilikte. Türkiye ölçeğinde takvimli bir programın en kıt kaynağı para değil, süre ve nitelikli iş gücü olacak. Tam bu noktada güçlendirme yönteminin hızı, politika tasarımının parçası hâline geliyor.

Karbon fiber (CFRP) sistemlerin bu denklemdeki avantajı üç başlıkta toplanıyor: kesit büyütmeden çalışması, kalıp ve kür süresi istememesi, çoğu durumda bina boşaltılmadan uygulanabilmesi. Kolon sargılamada kullandığımız GAMA UD-24 300 tek yönlü karbon kumaş 300 g/m² ağırlığında ve 0,30 mm kalınlığında; ≥4.200 N/mm² çekme dayanımıyla, ACI 440.2R-17 çerçevesinde tasarlanan sargılamalarda kolonun eksenel yük kapasitesini ve sünekliğini kesit ölçüsünü değiştirmeden artırıyor. Betonarme mantolamayla arasındaki haftalar-aylar farkı, on binlerce binalık bir programda yıllara karşılık gelir. Yöntemlerin tam karşılaştırmasını bina güçlendirme yöntemleri rehberimizde bulabilirsiniz.

Bina boşaltılmadan kolon güçlendirme: karbon fiber kumaş sahada epoksi ile uygulanıyor
Zorunlu takvimin gerçek kısıtı süre: kolon sargılama bina kullanımdayken, günler içinde tamamlanabiliyor

Sahadan not: Geçen yıl Ümraniye'de zemin katı markete dönüştürülmüş 5 katlı bir apartmanda — bizim klasik yumuşak katımız — zemin kat kolonlarını UD-24 300 ile sargıladık, kumaş uçlarını karbon püsküllü ankrajlarla kilitledik. Market yalnızca hafta sonu iki gün kapandı, üst kattaki aileler evlerinden hiç çıkmadı, uygulama 19 günde bitti. Aynı binaya perde eklenseydi keşifteki hesabımız dört aydı. Zorunlu bir programda bu fark, uygulanabilir takvimle kâğıt üzerindeki takvim arasındaki farktır.

İşin bir de denetim boyutu var. Zorunlu programlar denetimle yaşıyor; Kaliforniya'da her güçlendirme projesi ruhsat ve mühendis onayıyla ilerliyor. Türkiye'de eşdeğer güvence, TS 13896 standardına uygun ve sistem testinden geçmiş malzeme kullanmaktan geçiyor. Ürettiğimiz kumaş ve plakaları, birlikte sistem testlerinden geçmiş onaylı epoksilerle set hâlinde sunmamızın nedeni de bu: kompozit, ancak bileşenleri birlikte doğrulanmışsa hesaplandığı gibi davranıyor. Sistemin nasıl çalıştığını karbon fiber güçlendirme nedir yazımızda anlattık.

15 yılı aşkın saha deneyimimizi ve 500'ü aşkın tamamlanmış işi inceleyin.

Projeleri Gör

Sık Sorulan Sorular

Kaliforniya'da güçlendirme yaptırmayan bina sahibine ne oluyor?

Yasal süre dolduğunda yapı kullanımına kısıtlama gelebiliyor, para cezaları uygulanabiliyor ve bina resmî kayıtlarda "uygunsuz" statüsüne geçiyor. Pratikte en etkili yaptırım ekonomik olanıdır: uygunsuz binalarda sigorta poliçesi iptalleri, prim artışları ve satışta değer kaybı yaşanıyor.

Türkiye'de bina güçlendirmesi zorunlu mu?

Kısmen. 6306 sayılı Kanun'a göre riskli yapı tespiti malik başvurusuyla, yani gönüllü başlar; ancak tespit raporu kesinleşen bina için güçlendirme veya yıkım zorunludur. Türkiye'de zorunluluk tespitten sonra devreye girer; Kaliforniya'da ise tespiti de devlet yapar ve mal sahibine tebligat gönderir.

Zorunlu güçlendirmenin maliyetini kiracı öder mi?

Los Angeles'ta kira kontrollü binalarda maliyetin yarısı kiracıya yansıtılabiliyor: ayda en fazla 38 dolar, en çok 120 ay boyunca. Kiracı örgütleri bunu adaletsiz buluyor. Türkiye'de böyle bir yansıtma mekanizması yok; güçlendirme maliyeti kat maliklerine ait ve 6306 kapsamında faiz destekli krediyle finanse edilebiliyor.

Zorunlu güçlendirme programları gerçekten sonuç veriyor mu?

Veriyor. San Francisco'nun 2013 tarihli yumuşak kat programı yüzde 90'ı aşan uygunluk oranına ulaştı. 1994 Northridge depreminde, 1981 programı kapsamında güçlendirilmiş donatısız kâgir binalarda can kaybı yaşanmadı. NIBS hesabına göre yumuşak kat güçlendirmesinde fayda-maliyet oranı 1'e 12'ye kadar çıkıyor.

Güçlendirilmiş bina depremde kesin güvende midir?

Hayır; hiçbir güçlendirme "yıkılmaz bina" garantisi vermez. Güçlendirme, binanın göçme olasılığını hedeflenen performans düzeyine indirir. FEMA P-807 ve TBDY 2018 Bölüm 15 hedefi aynı dille tanımlar: can güvenliğini sağlamak. Doğrulanmış malzeme, doğru proje ve denetimli uygulama bu hedefin üç ayağıdır.

Türkiye zorunlu modele geçerse hangi binalardan başlanmalı?

Kaliforniya deneyiminin işaret ettiği yol, dar bir tipolojiyle başlamaktır. Türkiye karşılığında bu, 2000 öncesi yapılmış, zemin katı ticari kullanıma açılarak yumuşak kat düzensizliği kazanmış çok katlı betonarme binalar ile hızlı taramalarda en düşük skoru alan yapılardır. Kapsam, her kademe tamamlandıkça genişletilmelidir.

Kaliforniya'nın kırk yılda öğrendiği şey, zorunluluğun bir ceza değil bir zincir olduğu. Envanter olmadan tebligat, tebligat olmadan süre, finansman olmadan yaptırım işlemiyor. Türkiye bu zinciri kurma tartışmasını sürdürürken bina sahiplerinin yasa koyucuyu beklemesi gerekmiyor. Binanızın durumunu bugün öğrenmek, hangi model gelirse gelsin sizi en güçlü pozisyona koyar.

Dr. Müh. Barış DARYAL tarafından hazırlanmıştır.

Gama Metalurji — Teknik Takviye Sistemleri · 2009'dan beri karbon fiber güçlendirme sistemleri üreticisi

Ücretsiz Teklif Alın

Uzman ekibimizle iletişime geçin, projeniz için en uygun çözümü birlikte belirleyelim.

WhatsApp